400 jaar
OB- Woon&Zo
OB- bij Pino
OB- met Attje Kuiken
Werkbezoek Brussel
Ruim baan voor de Turks-Nederlandse ondernemer!
Verschillende onderzoeken tonen het aan: ondernemers van Turkse afkomst doen het vaak goed in Nederland. Niet alleen in traditionele branches zoals bakkerijen en groentewinkels maar ook in financiële dienstverlening en zorg. Ze zoeken markten in binnen- en buitenland op en maken daarbij handig gebruik van hun netwerk. Ze zien kansen en pionieren vaak in een bepaalde sector of stad. Dat is mooi! Want succesvolle ondernemers zijn niet alleen goed voor hun eigen portemonnee, of voor de welvaart van een land. Succesvol zijn gaat niet vanzelf. Daar moet je keihard voor werken, dat hoef ik een ondernemer niet uit te leggen.
Op dit moment zijn er volgens mij drie knelpunten voor ondernemers die vaart willen maken. Ten eerste de economische crisis: ja, er is licht aan het einde van de tunnel en ja, de markt trekt weer aan maar de naschokken zijn zeker nog voelbaar in het beperkte consumentenvertrouwen. De politiek moet dan ook alles op alles te zetten de economie aan te jagen en het herstel te bespoedigen. Het tweede knelpunt betreft de matige kredietverlening door banken. Ook de banken hebben een tik opgelopen in de crisis en ze moeten beter op hun (ons!) geld passen. Maar we zien nu ook dat de kraan helemaal dicht gaat voor kleine en middelgrote bedrijven en dat kan niet de bedoeling zijn. Mijn fractie heeft hier al enkele keren in de Tweede Kamer een punt van gemaakt. Dat betekent niet dat ze in zinkende schepen moeten gaan investeren maar een gezond bedrijf moet op een gezond krediet van zijn bank kunnen rekenen. Het derde knelpunt is de wet- en regelgeving. Ik ben blij dat Nederland zo netjes georganiseerd is, maar eerlijk is eerlijk: alle regels bij elkaar kunnen soms behoorlijk knellen rond de nek van een startend bedrijf. De PvdA zet zich ervoor in om ondernemen in Nederland aantrekkelijk te maken. Niet ten koste van alles, want regels zijn niet alleen lastig; ze bieden ook bescherming als er iets mis gaat.
Wat zijn nu de unieke kansen voor Turks-Nederlandse ondernemers?
In het kort: netwerken! Ik heb sterk de indruk dat Turks-Nederlandse ondernemers heel goed in staat zijn om gebruik te maken van al hun contacten om zaken te doen. Daarbij is het soms nog een uitdaging om aansluiting te vinden bij de ‘klassieke’ bedrijvennetwerken zoals VNO-NCW of MKB Nederland. Het is van belang dat ondernemers zitting gaan nemen in dit soort netwerken. De ambitie moet zijn dat deze organisaties zien dat deze ondernemers erbij horen en meedoen. Netwerken is het belangrijkste instrument dat veel bedrijven hebben, niet alleen om aan klanten te komen maar ook om goed personeel te werven. Goed ondernemerschap is ook goed werkgeverschap en dankzij de kansen die veel andere bedrijven (helaas) laten liggen is er enorm veel ruimte voor ondernemers met een Turkse achtergrond om een groep jongeren in dienst te nemen en op te leiden die nu te vaak aan de kant staat. Met een fris personeelsbestand en een aantrekkende economie voorzie ik goede jaren voor de ondernemers!
Türk-Hollandalı girişimcilerin önü açık!
Hollandadaki Türk asıllı girişimciler genellikle başarılı, çeşitli araştırmaların sonucu bunu gösteriyor. Sadece fırın ve manav gibi geleneksel branşlarda değil, finansal ve sağlık hizmet sektörlerindede faaliyet gösteren Türk girişimciler yurt içi ve dışında yeni pazar arayışlarında bulunuyorlar ve bunun için iş ağlarından efektif şekilde faydalanıyolar. Fırsatları görüp belirli alanlarda yada bölgelerde öncülük ediyorlar. Bu çok güzel, çünkü başarılı girişimciler sırf kendi ceplerini doldurmuyor, ulkenin refahınada katkıda bulunuyor. Başarı kendiliğinden oluşan bir unsur değil, bunun için çok çalışmak gerekir, ama bunu girişimcilere anlatmama zaten gerek yok.
Bence şuan girişimcileri rahatsız eden üç önemli nokta var. İlk olarak ekonomik kriz: Evet, tunelin sonunda ışık görünüyor, ve evet pazarlar kendine gelmeye başladı ama artcı şoklar daha hala kesinlikle hissediliyor müşteri güveninde. Politika bu yüzden ekonominin düzelmesini hızlandırmak adına elinden geleni yapmalı. İkinci nokta ise bankaların dahada sınırlandırdığı kredi imkanları. Bankalarında ciddi anlamda krizden zarar gördü ve paralarını (bizim paralarımızı!) daha dikkatli idare etmeliler. Ama görüyoruzki bankalar küçük ve orta boy işletmelere kaynaklarını aktarmak istemiyorlar, bu bir çözüm yolu olmamalı. Partimiz bu konuyu bir kaç defa mecliste dile getirdi. Bankalar batan gemilere yatırım yapmamalı, sağlıklı bir şirket sağlıklı bir kredi için bankasına güvenebilmeli. Üçüncü nokta ise yasama. Hollanda’da herşeyin düzenli ve organize olduğu için mutluyum, ama doğruya doğru, bu kurallar yeni başlayan bir girişimci için çiddi sorunlar teşkil edebiliyor. PvdA Hollanda’da girişimciliği cazip kılmak için çalışmalarda bulunuyor. Ama bunu yaparken kuralların önemini gözden kaçırmıyor, çünkü işler yolunda gitmeyince yine kurallar girişimcilere koruma sağlıyor.
Türk-Hollandalı girişimciler için fırsatlar nelerdir?
Kısaca: Ağ oluşturmak. Gözlemlediğim kadarıyla Türk-Hollandalı girişimciler sosyal ağlarını iş yaparken çok iyi şekilde kullanıyorlar. Burada çalışılması gereken nokta VNO-NCW ve MKB Nederland gibi klasik şirket ağları ile daha sıkı bağlantı kurulması. Türk-Hollandalı girişimcilerin bu tip klasik ağlarda söz sahibi olmalı ve klasik kurumların Türk-Hollandalı girişimcilerinde ekonominin bir parçası olduğunu bilmeliler. Ağ kurmak blr şirket için bazen en önemli enstrüman, sadece müşteriye ulaşmak için değil, aynı zamanda kaliteli işcide bulmak için. İyi girişimcilik iyi işverenlik demektir. Şlrketlerin (malesef) düzgün değerlendiremediği fırsatlar Türk girişimcilere (uzun süre aktif olamayan) genç işcileri işe almak ve yetiştirmek için ciddi alanlar yaratıyor. Taze personel ve düzelen ekonomi ile beraber girişimciler için iyi seneler öngörüyor ve ümid ediyorum.












